Plastik Yağışları: Yeryüzünde Hiçbir Bölge Artık Plastikten Kaçamıyor

Boyu 5 milimetreyi geçmeyen plastik parçacıklarına mikroplastik denmektedir. Çok küçük olduğu için gözle görülmesi mümkün olmayan mikroplastikler, çok hafif olduğundan dolayı, rüzgâr tarafından taşınarak rahatça yer değiştirebilmektedir. Rüzgâr etkisiyle atmosfere karışan mikroplastikler, havada asılı kaldıktan ya da su döngüsüne katıldıktan sonra, yağan yağmur veya kar ile tekrar yere inmektedir.[1] Hâl böyle olunca, koruma altına alınmış olan doğal parklar, insan nüfusunun çok az olduğu veya yalnızca bilimsel araştırmalara ayrılmış olan bölgeler dahi bugün, mikroplastik yoğunluğundan kaçamamaktadır.

Arktik Okyanusu’nda bulunan Svalbard Takımadaları’ndan alınan kar suyu örneğinin 1 litresinde, toplam 10 bin mikroplastiğe rastlanmıştır. Arktika’da yapılan başka bir araştırma da Arktika’nın beşerden uzak bölgelerinde bile bugün bol miktarda mikroplastik olduğunu tespit etmiştir:

Fransa ile İspanya arasında doğal sınır oluşturan Pireneler’de de durum farklı değildir. İnsanların temiz hava alabilmek için çıktıkları bu sıradağda, 1400 metre yükseklikten alınan yağmur ve kar suyu örneklerinde, Paris’tekine eş değer miktarda miktoplastik yoğunluğuna rastlanmıştır. Bu da insanlığa, mikroplastiklerin çok büyük yükseltileri ve uzun mesafeleri bile rahatça katedebildiğini göstermiştir.

Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) korunan doğal alanlarında yapılan araştırmalar da aynı türden sonuçlar vermiştir. ABD’nin orta-batısında ve güneybatısında bulunan ve korunan on bir farklı doğal alanda yapılan araştırmalar, bu doğal alanlara her yıl toplamda bin ton ağırlığında mikroplastiğin yağışlar veya rüzgâr yardımıyla taşındığını göstermiştir.

Bu örnekler insanlığa, atmosferin artık çok ciddi bir mikroplastik rezervi hâline geldiğini kanıtlamaktadır. Atmosfere mikroplastik sağlayan ana kaynak ise karadaki ve sudaki plastik atıklardır. Zamanla çözülerek mikroplastiğe dönüşen bu atıklar, buharlaşma v.b. yollarla havaya karışarak yağışlarla karaya geri dönmektedir.

Plastik, günümüzde insanlık için çok kullanışlı olan, dayanıklı ve hafif bir materyaldir. Ancak plastiğin dayanıklı ve hafif olması insanlık için bir avantaj olduğu kadar bir dezavantajdır. Çünkü plastik atıklar, dayanıklılığı ve hafifliği sayesinde, yeryüzünde pek çok yere sürüklenebilmektedir. Bu atıklar çözüldüğünde ise mikroplastiklere dönüşmektedir ve mikroplastikler, atmosfere karışarak, onlarca (hatta yüzlerce) kilometre taşınabilmektedir. Bu nedenle, yeryüzünün ekolojik anlamda en iyi korunan bölgelerinde bile bugün yüksek miktarda mikroplastiğe rastlanmaktadır. Ayrıca mikroplastik, gözle görülmediğinden dolayı, temizlenmesi mümkün olmayan bir atıktır. Bu da doğal ve beşerî hayatı tehlikeye atmaktadır ve bu tehlike, ilerleyen dönemlerde artarak devam edecektir. Yapılan tahminlere göre, 2025 yılına kadar doğada toplam 11 milyar ton ağırlığında plastik atık birikecektir. Bu nedenle plastik üretimi ve plastik atıklar için gerekli önlemlerin bir an önce alınması gerekmektedir.


[1] Bu nedenle insanlar, yalnızca solunum yoluyla bile gün içerisinde sürekli olarak mikroplastik yutmaktadırlar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir