Obama’nın ve Trump’ın Kuzey Kore Politikaları

Barack Obama ve Stratejik Sabır/Bekleme (Strategic Patience) Politikası

Stratejik sabır/bekleme politikası, Barack Obama yönetimi tarafından Şubat 2015’te yayımlanmış olan Ulusal Güvenlik Stratejisi (National Security Strategy) dokümanı içerisinde resmen “değinilen” Amerika Birleşik Devletleri (ABD) dış politikasına verilen addır.

Söz konusu dokümanın giriş kısmında Obama, ABD’nin uluslararası seviyede çok önemli bir rol oynadığına değindikten sonra “ancak bu durum bizim (ABD’nin), uluslararası arenada ortaya çıkan sorunların hepsinin nasıl çözüleceğini söylememiz gerektiği anlamına gelmemektedir. Her ne kadar şu anda güçlü olan ABD gelecekte de güçlü kalacak olsa da elimizdeki kaynaklar ve diğer devletleri etkileyebilme kapasitemiz sınırsız değildir […] ayrıca akıllı bir ulusal güvenlik stratejisinin yalnızca askerî güce dayanamayacağını anlamak zorundayız […] karşılaştığımız engelleri aşmak stratejik sabır ve kararlılık gerektirmektedir” demektedir.

Söz konusu dokümanda Obama’nın, ABD’nin gücünün sınırlarından ve artık yalnızca askerî gücünü kullanarak sorunlarını çözemeyeceğini anlamış olmasından bahsetmesi, söz konusu “stratejik sabır/bekleme” kavramının ne anlama geldiğini aslında az da olsa açıklamaktadır. Stratejik bekleme, kısaca, Obama ABD’sinin artık dünya sorunlarına direkt olarak ve tek başına müdahalelerde bulunmayacağı anlamına gelmektedir.[1]

Obama Yönetiminin Kuzey Kore Politikası

Stratejik bekleme politikası günümüzde daha çok Obama’nın Kuzey Kore politikasını anlatırken kullanılmaktadır.[2] Bu politika kapsamında ABD, Kuzey Kore’ye direkt olarak herhangi bir müdahalede bulunmaktan kaçınmıştır ve ortaya çıkabilecek dolaylı fırsatlardan (uluslararası iş birliği vasıtasıyla uygulanabilecek olan ekonomik ve politik yaptırımlar v.b.) yararlanarak Kuzey Kore’ye müdahale etmeye çalışmıştır.

Ancak Obama’nın söz konusu stratejik bekleme politikası, pek çok uzman tarafından “gittikçe büyüyen Kuzey Kore tehdidini görmezden gelme politikası” olarak tanımlanmıştır ve bu nedenle eleştirilmiştir. Söz konusu eleştiriler aslında haklıdır ve Obama, gerçekten de Kuzey Kore’ye herhangi bir biçimde direkt müdahale edemeyecek olmasını meşru kılabilmek için söz konusu politikayı üretmiştir. Bununla birlikte, Obama yönetiminin Kuzey Kore ile ilgili stratejik bekleme politikası dışında bir politika izlemesinin pek de mümkün olmadığını belirtmek gerekmektedir. Çünkü hem Pyongyang yönetimi kendisi ile imzalanan antlaşmalara uymamaktadır hem de ABD, Kuzey Kore artık askerî açıdan yeterince güçlendiği için, günümüzde bir 2. Kore Savaşı’nın bölgede patlak vermesini arzulamamaktadır. Bu nedenle Barack Obama’nın stratejik bekleme politikasını izlemiş olması bir seçenekten çok bir zaruret gibi görünmektedir.

Donald Trump Yönetimi ve Stratejik Bekleme Politikasının Sonu

Donald Trump yönetiminin başa gelmesiyle Obama’nın stratejik bekleme politikası rafa kaldırılmıştır. Trump yönetimi 2017 yılında “Kuzey Kore ile olan stratejik bekleme döneminin başarısız olduğunu ve bu dönemin artık bittiğiniduyurmuştur ve Donald Trump ile Kim Jong-Un arasında Singapur’da yapılan görüşme sonrasında, Haziran 2018’de, Kore Yarımadası’nın nükleer silahlardan arındırılmasını öngören bir ortak bildiri imzalanmıştır. Söz konusu bildirinin 12 Haziran 2018 tarihinde hem Donald Trump hem de Kim Jong-Un tarafından imzalanmasından bu yana Kuzey Kore herhangi bir füze atışı denemesinde bulunmamıştır ve elinde tutsak olarak bulunan Amerikan vatandaşlarını serbest bırakmıştır. ABD ise söz konusu bildirinin imzalanmasından bu yana Güney Kore ile ortak bir askerî tatbikat gerçekleştirmemiştir.

Ancak bu yaşananlar ABD ile Kuzey Kore arasındaki sorunların çözüldüğü anlamına gelmemektedir. Örneğin Kuzey Kore, Kore Yarımadası’nın nükleer silahlardan arındırılması konusunda harekete geçmekte hâlâ tereddüt etmektedir. Bu nedenle de ortak bildirinin ABD-Kuzey Kore ilişkilerini normalleştirmedeki ve uluslararası güvenliği sağlamadaki etkisini abartmamak gerekmektedir.

Trump yönetiminin Obama yönetimine oranla çok daha aktif bir Kuzey Kore politikası izlediği kesindir. Ancak bazı uzmanlara göre Trump’ın Kuzey Kore politikasının başarılı olması, yani Kuzey Kore’nin nükleer silahlarından vazgeçmesi, mümkün değildir. Bu nedenle 27-28 Şubat 2019 tarihlerinde Vietnam’da gerçekleşmesi planlanan ikinci Trump-Kim görüşmesi, Trump yönetiminin Kuzey Kore politikasının başarıya ulaşıp ulaşmayacağını kestirebilmek için çok ciddi bir önem arz etmektedir.

Sonuç olarak Barack Obama, Kuzey Kore ile ilgili olarak “bekle ve gör” politikası izlemişken, Donald Trump bu devlete karşı daha aktif bir politika izlemektedir. Ancak bu durum, bir politikanın diğerinden daha üstün olduğu anlamına gelmemektedir. Donald Trump’ın aktif politikasının başarıya ulaşıp ulaşmayacağı ise zamanla görülecektir.


[1] Barack Obama yönetimi döneminde sıkça adı geçmiş olan “arkadan yönetme (leading from behind)” stratejisi ile “stratejik bekleme” politikası arasında bir benzerlik olduğu söylenebilir.

[2] Söz konusu “stratejik bekleme” politikası her ne kadar günümüzde Obama’nın Kuzey Kore politikasını anlatmak için kullanılıyor olsa da Obama, 2014 yılındaki bir röportajında, bu politikanın Rusya’ya karşı da uygulandığını belirtmiştir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.