İnsan Aktivitelerinden Dolayı Kuşların Sayısı Hızla Azalıyor

Günümüzde en çok kuş türü tropikal kuşak ve çevresinde bulunmaktadır. Güney Amerika, Karayipler, Orta Amerika, Endonezya, Hindistan, Çin, Kongo Demokratik Cumhuriyeti, Tanzanya ve Kenya bugün yeryüzünde en fazla kuş türüne ev sahipliği yapan bölgelerin ve ülkelerin başında gelmektedir. Söz konusu bölgelerin ve ülkelerin her birinde binden fazla kuş türü bulunmaktadır. Ancak kuş türlerinin geleceği maalesef pek parlak görünmemektedir. Yapılan araştırmalara göre yeryüzündeki tüm kuş türlerinin %40’ının sayısı gün geçtikçe azalmaktadır, %12,5’inin ise soyları, tükenme tehlikesiyle karşı karşıyadır. Bu sayısal azalma ve soy tükenişinin temel nedeni insan aktiviteleridir, yani insandır.[1][2]

İnsanın kuş türlerine dolaylı olarak verdiği zararlara Yeni Zelanda vakası güzel bir örnek oluşturmaktadır. Gemilerde, istenmeyen farelerden kurtulmak amacıyla seferler esnasında taşınan kediler, Yeni Zelanda’ya ilk kez Avrupalı kâşifler tarafından 1769 yılında götürülmüştür. Ancak bu kedilerden bazıları doğaya kaçıp zamanla burada çoğalarak, kuşlar başta olmak üzere, diğer canlı türlerinin (yarasalar, tavşanlar, fareler, kertenkeleler v.b.) devamlılığını tehdit etmeye başlamıştır. Söz konusu yaban kedileri bugün Yeni Zelanda’nın canlı çeşitliliği için ciddi bir tehdit unsuru hâline gelmiştir. Bunun temel nedeni, ülkedeki kuşların ve başka pek çok canlı türünün kedileri tanımıyor ve bu nedenle doğal bir tehlike olarak algılamıyor olmasıdır.[3]

Ancak Yeni Zelanda vakası, insanların kuşlara verdikleri zararlara yalnızca basit bir örnek oluşturmaktadır. İnsanların yeryüzünün farklı bölgelerindeki kuşlara verdikleri doğrudan veya dolaylı zararlar, aşağıdaki birkaç veri ile belki daha iyi anlaşılabilir:

  • Geçtiğimiz 30 yıl içerisinde tüm Avrupa’daki kuş nüfusunda, insan aktivitelerinden dolayı, toplamda 421 milyonluk azalma yaşanmıştır. Bu sayısal azalma, son yıllarda daha da hızlanmıştır.
  • 1970’lerden günümüze kadar geçen süre zarfında Kuzey Amerika’daki kuş nüfusunda, insan aktivitelerinden dolayı, toplamda yaklaşık 3 milyarlık azalma yaşanmıştır. Bu sayı, 1970 yılında Kuzey Amerika’da bulunan toplam kuş sayısının %29’una tekabül etmektedir.
  • 1950-2010 yılları arasında tüm yeryüzündeki su kuşlarının sayısında, insan aktivitelerinden dolayı, %69,7’lik azalma yaşanmıştır.

Bu ölümlerin en önemli nedenlerinden biri zirai ilaç kullanımıdır. Üzerinde zirai ilaç bulunan tarımsal ürünü veya böceği yutan kuşlar zehirlenerek ölmektedir. Ayrıca, zirai ilaç kullanımından dolayı, kuşların temel besin kaynaklarından olan böceklerin ölmesi de kuşları açlıktan öldürebilmektedir. Bunlara ek olarak zirai ilaçlar, kuşların endokrin ve sinir sistemlerine zarar vererek kuşların çoğalması, büyümesi, yönünü bulabilmesi v.b. biyolojik özelliklerinde bozulmalara neden olmaktadır.

Söz konusu kuş ölümlerinin temel nedenlerinden bir diğeri de insan kaynaklı iklimsel değişikliklerdir. Söz konusu iklimsel değişiklikler, göçmen kuş türlerini çok olumsuz etkilemektedir. Örneğin, kuluçkaya kendi yatmayıp başka bir kuşun yuvasına yumurtasını bırakan guguk kuşu, gittikçe daha erken gelen ilkbaharlardan dolayı, göç ettiği bölgeye vardığında bu bölgedeki kuluçka sürecini kaçırmış olmaktadır ve bu nedenle yumurtlayacak yuva bulamamaktadır. Bu da guguk kuşunun, kendi türünü devam ettirebilmesini zorlaştırmaktadır.

Bunlara ek olarak, ormanların yok edilerek tarım arazilerine veya otlaklara dönüştürülmesi de kuşları yuvalarından ederek öldürmektedir. Bu duruma en güzel örneği Brezilya oluşturmaktadır. Bu ülkede ormanların yok edilerek soya, şeker kamışı tarlalarına ve meralara dönüştürülmesi sonucunda pek çok kuş türünün soyunun devamlılığı tehlikeye girmektedir.

Bazı kuş türlerinin (özellikle tropikal kuşak kuşlarının) yakalanarak kaçak yollardan ihraç edilmesi de kuş türlerinin devamlılığını tehlikeye atan unsurlardan biridir.

Su kuşlarında da durum farklı değildir. Sulardaki sıcaklık artışı sonrasında bazı balık türlerinin daha kuzeye gitmesi ile birlikte su kuşlarının da yuvalarından çıkınca avlanmak için daha kuzeye gitmek zorunda kalarak daha fazla yorulmaları, yavrularını daha uzun süre yuvada herhangi bir saldırıya karşı korumasız bırakmaları veya aç kalmaları, su kuşlarındaki sayısal düşüşün nedenlerindendir. Ayrıca balıkların insanlar tarafından aşırı avlanması da su kuşlarını aç bırakarak ölüme terk etmektedir. Bunlara ek olarak denizlerin ve okyanusların insanlar tarafından kirletilmesi de su kuşlarını öldürmektedir. Su kuşu türlerindeki sayısal değişimlerin, su ekosistemlerinin sağlık durumunun güzel bir göstergesi olduğu belirtilmektedir. Bu nedenle, su ekosistemlerinin sağlığının bugünlerde hiç de iyi olmadığı ve ilerleyen dönemlerde daha da kötüleşeceği şimdiden söylenebilir.

Yalnızca su kuşu türlerindeki değil, tüm kuş türlerindeki sayısal değişimler yeryüzündeki ekosistemlerin sıhhi durumlarının göstergeleridir. Kuş türlerinin yok olması, besin zincirini ve bazı bitkilerin çoğalmasını olumsuz etkileyeceğinden dolayı, insanlık için beklenmedik derecede kötü sonuçlar doğurabilir. Bu sonuçları bekleyip görmektense bir an önce gereken önlemlerin alınması, insanlık tarafından izlenebilecek en mantıklı yol olacaktır.


[1] İnsanın kuşlara verdiği doğrudan zararlardan birine, buraya tıklanarak ulaşılabilecek yazının içeriği örnek olarak verilebilir.

[2] Şehirlere adapte olmayı başarmış olan martı, kuzgun ve (gri renkli) kaya güvercini, soy tükenmesi tehlikesiyle karşı karşıya olmayan istisnai kuş türleridir. Bununla birlikte, her ne kadar şehre adapte olmuş görünseler de serçelerin nüfusu azalmaktadır. Bugün yeryüzünde en fazla sayıda bulunan ve en yaygın olan kuş türü ise tavuktur.

[3] Yeni Zelanda’nın sembolik kuşu olan kivi kuşu da uçamadığından dolayı yaban kedilerine yem olmaktadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir