Genç Werther’in Acıları ve Werther Etkisi

Not: Bu yazı, Johann Wolfgang von Goethe’nin “Genç Werther’in Acıları” adlı eserinin içeriği ve sonu ile ilgili bilgiler içermektedir.

Genç Werther’in Acıları’na Genel Bir Bakış

1749 yılında Frankfurt’ta doğmuş olan Johann Wolfgang von Goethe, Genç Werther’in Acıları adlı eserini 1774 yılında yaklaşık üç aylık bir sürede kaleme almıştır. Alman edebiyatının ilk mektup-romanı olma özelliğini taşıyan bu eser, dünya çapında etki yapan ilk Alman eseridir. Öyle ki Napolyon’un bile bu eseri yedi veya sekiz kez okuduğu ve Mısır seferi esnasında yanında taşıdığı söylenmektedir.

Roman, büyük bir oranda başkarakter Werther’in, dostu Wilhelm’e yazdığı mektuplardan oluşmaktadır. Werther’in iç dünyasını, sıkıntılarını ve duygularını açık bir şekilde dile getirdiği bu mektuplar, o dönemin rasyonalist (akılcı) Alman edebiyatına kıyasla, duygusal açıdan fazla içtendir. Bu sayede dönemin okuyucusu, Werther ile rahatça empati kurabilmiştir. Romanın kendi döneminde bu denli ses getirmesinin temel nedeni de budur.

Tamamen kurgu olan bu romanın yazılmasında Goethe, kendi hayatından ve yaşadıklarından ilham almıştır. Ünlü yazar, 1772 yılında Charlotte Buff adında bir kadına âşık olmuştur, ancak nişanlı olan bu kadın nişanlısıyla evlenince Goethe çok üzülmüştür. Ayrıca Goethe’nin yakın bir arkadaşının evli olan bir kadına duyduğu aşktan dolayı intihar ettiği de söylenmektedir. İşte Goethe, eserini yazarken yaşadığı ve çok etkilendiği bu iki olayı birleştirmiştir.

Genç Werther’in Acıları’nın Özeti

Werther aşırı derecede duygusal ve iyi kalpli bir insandır. Halkın alt tabakasına ait değildir (bununla birlikte bir soylu unvanı da yoktur). Buna rağmen alt kesimden olan insanlara olabildiğince mali ve psikolojik destekte bulunmaktadır ve onları hor görmemektedir. Bu nedenle insanlar tarafından sevilmektedir. Werther’in dünya üzerinde en çok sevdiği şeyler içtenlik, saflık ve masumiyettir. Çocukları çok sevmesinin nedeni de zaten budur. Tam aksine, sürekli olarak daha fazla güç peşinde koşan, terfi meraklısı ve yapmacık olan, aşırı derecede hırslı bürokrat sınıfından ise nefret etmektedir. Werther için önemli olan maddiyat değil maneviyattır.

Bu türden bir kişiliğe sahip olan Werther, Mayıs 1771’de annesinin bir miras meselesini çözebilmek için başka bir şehre gider. Gittiği bu şehirde yaşadıklarını, dostu Wilhelm’e yazarak hem Wilhelm’i hem de dolaylı olarak annesini olaylardan haberdar etmektedir. Burada Werther, bir gün bir baloya giderken yolda tanıştığı Charlotte S.’den (Kısaca “Lotte”) hoşlanmaya başlar. Lotte yalın, akıllı, anaç, karakter sahibi ve iyi yürekli birisidir ve düşünceleriyle de Werther’i etkilemektedir.

Werther, balo günü vurulduğu Lotte’ye zamanla âşık olmaya başlar. Lotte’ye karşı duyduğu aşk o kadar büyüktür ki ona göre Lotte tanrısaldır, kutsaldır, bir melektir ve Lotte’nin yaşadığı köşk bir cennettir. Ancak Lotte nişanlıdır ve kısa bir süre sonra nişanlısı Albert ile evlenecektir. Bu durumdan aslında Werther de haberdardır ancak buna rağmen kendisi, Lotte’ye âşık olmaya ve Lotte ile birlikte olmayı hayatının amacı yapmaya devam eder.

Bir gün Werther, Lotte’den ve ona karşı hissettiklerinden kaçabilmek için başka bir şehre gidip orada bir kontun yanında çalışmaya başlar. Ancak yine de Lotte’yi aklından çıkarmayı başaramaz ve işinden istifa ederek Lotte’nin kaldığı şehre geri döner. Ancak Lotte, Albert’e saygı duymaktadır ve Werther’i, Werther’in onu sevdiği biçimde sevmemektedir. Bu nedenle Werther, artık çektiği acılara katlanamaz ve Lotte ile kendi yakınlarına ayrı mektuplar yazarak intihar eder.

Werther Etkisi

Werther’in söz konusu intiharı, döneminde pek çok insanı etkileyerek bu insanların da intihar etmesine neden olmuştur. Bunun temel nedeni, intihar eden kişilerin Werther’i iyi tanıyabilmiş ve Werther’de kendilerini bulabilmiş olmalarıdır. Öyle ki Werther’in acılarını anlayan ve aynı acıları kendileri çeken kişiler, bazen üzerlerinde Werther’in intiharı esnasında giymiş olduğu kıyafetler ile (çizmeler, mavi ceket ve sarı yelek) intihar etmişlerdir.

İnsanların empati kurabildikleri, idealize ettikleri ve/veya etkilendikleri bir kişinin intihar etmesi üzerine bu intihar, adeta bulaşıcı bir hastalık gibi, bu insanlar nezdinde yayılabilmektedir ve bir intihar dalgasına neden olabilmektedir. Amerikalı Sosyolog David Philipps, bu olayı teorize etmek istemiştir ve 1974 yılında başlayan ve birkaç yıl süren araştırmaları sonucunda bu olayı “Werther Etkisi” olarak açıklamıştır. Bu nedenle Werther Etkisi, “insanların empati kurdukları, idealize ettikleri, etkilendikleri ve/veya onda kendilerini buldukları bir kişinin intihar etmesi üzerine bu kişilerin de söz konusu kişiyi taklit ederek intihar etmeleri olayı” olarak açıklanabilir. Burada belirtilmesi gereken önemli noktalar şunlardır:

  • Werther Etkisi, çeşitli kriz dönemlerinden geçen ve intihara meyilli olan kişileri etkilemektedir. Bu nedenle, birisini taklit ederek intihar teşebbüsünde bulunan kişinin, içerisinde büyüdüğü ortam, ailesi, eskiden yaşadıkları, kültürü, cinsiyeti[1] v.b. faktörler bu kişinin kararında önemli rol oynamaktadır.
  • Werther Etkisi, idealize edilen veya hayranlık duyulan birisinin intiharı tarafından tetiklenebileceği gibi (dikey etki) bir arkadaşın veya yakının intiharı tarafından da tetiklenebilmektedir (yatay etki).

Yatay etkide, intihar dalgasını başlatan kişi ünlü olmadığından dolayı medyada bu intihar ile ilgili bir habere rastlamak her zaman mümkün olmamaktadır. Bu nedenle, yatay etkili intihar dalgalarında her zaman istatistiksel veriler oluşturulamamaktadır. Ancak dikey etkili intiharlar istatistiklerde tespit edilebilmiştir. Örneğin, Marilyn Monroe’nun vefat ettiği ayı takip eden ay, Amerika Birleşik Devletleri’nde intihar oranı %12 artmıştır. Robin Williams’ın vefatını takip eden beş aylık sürede de Amerika Birleşik Devletleri’nde intihar oranı %10 artmıştır.

Bu nedenle, Werther Etkisi’ni engelleyebilmek amacıyla, intihar vakaları medyatize edilirken bazı konulara çok dikkat edilmelidir. Bu konuyla ilgili Dünya Sağlık Örgütü, medyaları ilgilendiren bir kaynak bile yayımlamıştır. Bu kaynağa göre:

  • Herhangi bir intihar haberinden sonra, intihar meyilli insanların nerelerden yardım alabilecekleri belirtilebilir. Bu iletişim bilgisinin tek bir numaradan, tek bir internet sitesinden v.b. tek bir kaynaktan oluşması daha faydalı olacaktır.
  • İntihar haberinde dedikodulara ve efsanelere yer verilmemelidir. Verilen bilgiler sadece olgulara odaklanmalıdır.
  • İntihar etmeyi düşünmüş, ancak daha sonra bu fikir ile mücadele ederek bu fikrinden vazgeçmiş kişilerin tanıklığına haberlerde detaylı bir biçimde yer verilmelidir. Böylece insanların, bu kişilerden etkilenmeleri ve bu kişilerin izlediği yolları izlemeleri sağlanabilir.
  • Özellikle ünlülerin intiharlarından bahsederken dikkatli olunması gerekmektedir. Bu kişilerin intiharları değerli gösterilmeye çalışılmamalıdır. Bu kişilerin nasıl intihar ettikleri ile ilgili detay verilmemelidir ve daha çok bu intiharın yol açtığı üzüntüye odaklanılmalıdır.
  • İntihar konusu üzerine çalışan gazeteciler de bu konudan etkilenebilirler. Bu nedenle söz konusu gazetecilerin bağlı olduğu kurumlar, çalışanlarına gerekli yardımı sağlamalıdır.
  • İntihardan bahseden haberler mümkün olduğunca tekrar edilmemelidir ve saklanmalıdır. Mümkünse bu yazılar ilk sayfada yer almamalıdır ve arka sayfalarda da alt sıralarda bulunmalıdır.
  • İntihar haberlerinde bu olayı normalleştirecek veya intiharın yayılmasını tetikleyecek bir dil kullanılmamalıdır.
  • İntiharın veya intihar teşebbüsünün nasıl gerçekleştirildiği ile ilgili detay verilmemelidir.
  • İntiharın veya intihar teşebbüsünün gerçekleştirildiği yer ile ilgili detay verilmemelidir. Böylece bu yerin intihar etmek isteyenleri çekmesi ve sembolik bir önem kazanması engellenecektir.
  • İntihar anlatılırken dikkat çekecek başlıklar kullanılmamalıdır ve “intihar” kelimesinin, intihar metodunu ve yerini anlatan kelimelerin başlıkta kullanılmasından kaçınılmalıdır.
  • İntihar ile ilgili fotoğraf, video veya sosyal medyalara yönlendirici bağlantı adresleri paylaşılmamalıdır.

[1] Erkeklerin intihara daha meyilli olduğu söylenmektedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir