Gazap Üzümleri’nin Konteksti

Kendisi Kaliforniyalı olan Jack London1, 1902 yılında, o dönemin belki de en görkemli devleti olan Britanya İmparatorluğu’nun başkenti Londra’ya gitmiştir. Burada yazar, başkentin fakir bölgesi olan doğu yakasına yerleşerek bir süre buranın yoksul insanları ile birlikte yaşamıştır. Burada yaşadığı acı deneyimleri not alan London, daha sonra bu notlarını düzenleyerek kitap hâline getirmiştir. Bu kitap, “Uçurum İnsanları (İngilizcede “The People of the Abyss“)” adıyla 1903 yılında yayımlanmıştır. İnsanların oldukça görkemli bir imparatorluğun başkentinde yaşadıkları sefilliği birinci elden detaylı bir biçimde anlatan bu kitap okunurken Jack London’ın gördüklerine oldukça üzüldüğü anlaşılmaktadır.

Uçurum İnsanları adlı kitabında Jack London, Londra’nın doğu yakasında yaşayan insanların kötü yaşam koşullarından bahsederken kendi memleketi Amerika Birleşik Devletleri’ni (ABD) birkaç kez övmektedir.2 Yazar, Büyük Britanya’da yaşananların ABD’de yaşanmasının mümkün olmadığını eserinde anlatmaya çalışmaktadır. Ancak, Jack London’ın 1916 yılında vefatından yaklaşık 15 yıl sonra, aynı sefalete Jack London’ın memleketi Kaliforniya’da bu kez Amerikan vatandaşları düşmüşlerdir.

Birinci Dünya Savaşı (1914-1918) esnasında Avrupa’da düşen zirai üretim ve artan gıda talebi, zirai ürünlerde fiyat artışına neden olmuştur. Bu dönemde ABD’de çiftçiler, kredi çekip arazi ve makine satın alarak üretim miktarlarını arttırmışlardır. Ancak, Birinci Dünya Savaşı’nın bitmesinden sonra Avrupa’nın her alanda iyileşmeye ve kendini besleyebilmeye başlamasıyla birlikte Amerikalı çiftçiler, zirai ürünlerini düşük fiyatlara satmak zorunda kalarak kredi borçlarını ödeyemez hâle gelmişlerdir. Bu dönemde borcunu ödeyemeyen pek çok Amerikalı çiftçinin toprağına bankalar tarafından el konmuştur ve bu çiftçiler, borçlu oldukları bankalar tarafından, kendi topraklarında ortakçı3 yapılmışlardır.

Bu yaşanan ekonomik sorunlar 1929 yılında Büyük Buhran ile kötüleşmiştir. Bu dönemde ABD’de işsizlik artmıştır ve insanların alım gücü düşmüştür. Bu nedenle çiftçiler, düşük fiyata da olsa ürünlerini satmakta zorlanmaya başlamışlardır. Ayrıca ABD’de bankalara olan güvenin azaldığı bu dönemde insanların bankalardan paralarını çekmeye başlamalarıyla birlikte pek çok banka iflas etmiştir. Ayakta durmayı başarmış olan birkaç banka ise batmaktan kurtulabilmek için bir an önce para bulma arayışına girmiştir. Bu kapsamda bankalar, kendilerine borcu olan ortakçı çiftçileri, bu toprakları kullanabilmek amacıyla, topraklarından kovmaya başlamışlardır.

Bu ekonomik sorunlara bir de kuraklık eklenmiştir. Kolorado’nun güneydoğusunu, Kansas’ın güneybatısını, New Mexico’nun kuzeydoğusunu, Oklahoma’nın kuzeybatısını ve Teksas’ın kuzeyini içine alan bölgenin düz ve geniş arazisinde, gıda talebinde artış olduğu dönemde, zirai ürün talebini karşılamak amacıyla buğday yetiştirilmeye başlanmıştır. Ancak ziraatte yanlış yöntemlerin uygulanması sonucunda, 1930’lu yılların başında, bu bölgede kuraklık baş göstermiştir. Bu kuraklıktan dolayı söz konusu bölgeye “Toz Havzası (İngilizcede “Dust Bowl“)” adı verilmiştir. Bu kurak bölgeden yıllarca verim elde edilememiştir. Ayrıca buradaki kuru toprak, rüzgâr erozyonu4 ile etrafa yayılmıştır. Böylece Toz Havzası genişleyerek daha büyük bir alanda tarımsal üretimi düşürmüştür. Bu dönemde Toprak Havzası içerisinde yaşayan ve zirai ürünlerini satmakta zorlanan çiftçiler böylece, verimsizleşen tarlalarından dolayı, kendilerini bile besleyemez hâle gelmişlerdir.

Amerika Birleşik Devletleri haritasında Toz Havzası’nın merkezinin nerede bulunduğu kırmızı renk ile belirtilmiştir.

Sonuç olarak bankalar tarafından topraklarından atılan veya kuraklıktan dolayı artık kendini bile zor besler duruma gelen pek çok Toz Havzası sakini, 1930-1940 yılları arasında başka eyaletlere (ancak özellikle Kaliforniya’ya) göç etmiştir. Toz Havzası eyaletlerinden Kaliforniya’ya 1935-1940 yılları arasında göç etmek zorunda kalmış olan insan sayısı şöyledir:

Göç Edilen Eyalet AdıKaliforniya’ya Göç Etmiş Olan İnsan Sayısı
Kansas41810
Kolorado33377
New Mexico12065
Oklahoma91303
Teksas66131

Toplam Sayı: 244686

Kaliforniya’da, nereden geldiklerine bakılmaksızın, bu insanlara “Oklahomalılar” anlamına gelen “Okiler (İngilizcede “Okies“)” lakabı takılmıştır.5 Bu lakap, yerel halk tarafından, kendi eyaletlerine gelmiş olan Amerikan göçmenleri aşağılamak amacıyla kullanılmış pejoratif6 bir lakaptır. Kaliforniyalılara göre Okiler, yerel halkın işlerini onların elinden çalan, eyalet için güvenlik tehdidi oluşturan, eğitimsiz ve pis insanlardır.

O dönemde gazetecilik7 yapan John Steinbeck’ten (1902-1968)8, “San Francisco News” adlı gazete, Kaliforniya’da çalışan Okilerin durumu ile ilgili birkaç yazı yazmasını talep etmiştir. Bunun üzerine Steinbeck, Okilere yakınlaşmıştır. Kaliforniya’ya göç etmek zorunda kalmış olan bu insanlar ile (bu insanları gözlemleyebilmek amacıyla) iki ay boyunca tarlalarda çalışmıştır.9 Böylece bu insanların yaşadıkları zorlukları görebilmiştir. Çünkü Steinbeck de tarlada çalıştığı bu kısa sürede tüm gün boyunca ürün toplamasına rağmen karnını düzgün bir biçimde doyurmayı maalesef başaramamıştır.10

Steinbeck’in Okiler ile birlikte geçirdiği zaman sayesinde elde ettiği veriler ve deneyimler, yazarı sonuçta Gazap Üzümleri‘ni yazmaya teşvik etmiştir. Bunun üzerine yazar, beşinci romanı olan bu eseri yaklaşık 100 günlük bir sürede yazarak tamamlamıştır. 1939 yılında yayımlanmış olan bu kitap sayesinde Steinbeck, 1940 yılında Pulitzer Ödülü’nü elde etmiştir.

Romanda evlerinden ayrılmak zorunda kalan Joad ailesinin Oklahoma’nın Sallisaw adı verilen yerleşim yerinden Kaliforniya eyaletine 66 numaralı otoyolu kullanarak (İngilizcede “Route 66“) gerçekleştirdiği zorlu seyahat ve Kaliforniya’ya vardıktan sonra burada yaşadığı zorluklar anlatılmaktadır. Söz konusu roman, John Steinbeck’i ünlendirmiş olan eserdir ve kurgu olmasına rağmen gerçekte yaşanmış olaylar üzerine inşa edilmiştir.

Söz konusu eser yayımlandıktan sonra ABD’de tartışmalara neden olmuştur. Kaliforniyalı pek çok kişi John Steinbeck’in kendilerini açgözlü, bencil ve acımasız olarak betimlediğini söylemiştir. Söz konusu eyalette o dönemde Steinbeck karşıtları tarafından pek çok Gazap Üzümleri kitabı yakılmıştır. Pek çok kişi, Steinbeck’in anlattıklarının yalan olduğunu belirtmiştir. Steinbeck, zenginleri eleştirdiği söylenerek, komünizm ile suçlanmıştır ve Merkezî İstihbarat Teşkilâtı (İngilizcede “Central Intelligence Agency (CIA))” tarafından takip edilmiştir.

Öbür yandan eser pek çok insan tarafından beğenilerek okunmuştur, takdir edilmiştir ve savunulmuştur. Söz konusu roman, çok kısa bir sürede en çok satılan eserler arasına girmiştir. Dönemin First Lady’si Eleanor Roosevelt de dâhil olmak üzere pek çok kişi, yazılanların doğru olduğunu belirterek Steinbeck’in arkasında durmuştur. 1940 yılında Oklahomalı şarkıcı Woody Guthrie, Gazap Üzümleri’nden ilham alarak şarkılar bile yazmıştır:

Gazap Üzümleri’nin, yayım tarihinden bir yıl sonra, 1940 yılında, bir de filmi vizyona girmiştir:

Modern Library tarafından hazırlanmış olan En İyi 100 Roman listesinde 10. sırada yer alan Gazap Üzümleri, bugün yalnızca Amerikan edebiyatında değil dünya edebiyatında önemli bir yere sahiptir ve söz konusu eser, okunması gereken bir klasiktir.

[1] Başlıkta yazılı olan “kontekst” kavramı, kısaca, “bir olgunun içinde gerçekleştiği koşulların tamamı (koşullar bütünü)” olarak çevrilebilir. Söz konusu çeviri resmî bir çeviri değildir.

[2] Jack London, eserinde “Batı” olarak adlandırdığı memleketinde yaşam koşullarının Büyük Britanya’dakinden çok daha iyi olduğunu anlatmaya çalışmaktadır.

[3]Ortakçılık” kelimesi, Türk Dil Kurumu tarafından “toprağın işlenmesi sonucunda elde edilecek ürünün, toprak sahibi ile toprağı işleyen arasında koşulları önceden belirlenen özel sözleşmeye göre paylaşılmasına dayanan işletme biçimi” olarak açıklanmaktadır.

[4] Rüzgâr erozyonu olayı, buraya tıklanarak izlenebilecek olan videoda “toprakların, oluştukları yerlerden, rüzgârın etkisi ve kuvvetiyle aşınarak sıçrama, yüzeyde sürüklenme ve havada uçma hareketleriyle bir yerden başka bir yere taşınmasıdır” olarak açıklanmaktadır.

[5] Arkansas’tan gelenlere verilen “Arkiler (İngilizcede “Arkies“)” lakabına bazen rastlamak da mümkündür.

[6]Pejoratif” sıfatı Türk Dil Kurumu tarafından “küçümseyici, aşağılayıcı, kötüleyici, yerici, yermeli” olarak açıklanmaktadır.

[7] John Steinbeck, hayatında pek çok meslekle uğraşmıştır.

[8] John Steinbeck, eserlerinde gerçek dünyaya, bu dünyada da insana yer vermiştir. Kendisini teoriden çok pratik ilgilendirmiştir. Yazar, düşünsel açıdan bir politik kalıba sığdırılamamıştır ve hayatındaki tezatlarla tepki çekmiştir. Steinbeck, lükse düşkün olmamıştır ve kazandığı para ile lüks bir hayat sürmemiştir. Ünlü olmayı sonunda başarabilmesinden dolayı kendinden her ne kadar gurur duymuş olsa da ünlü hayatından nefret etmiştir ve medyadan olabildiğince kaçmıştır. 1962 yılında, Nobel Edebiyat Ödülü’nü aldığı yıl, törende yaptığı konuşmasında bu ödülü aldığına mutlu olmasına rağmen bu ödülü hak edip etmediği konusunda kuşkulu olduğunu belirtmiştir. Kendisi komünist olmamasına rağmen sağ görüşlüler tarafından komünist olmakla suçlanmıştır. Ünlü yazarın sol görüşlü olduğu söylenmesine rağmen kendisi, Amerika Birleşik Devletleri’nin Vietnam Savaşı’na girmesini desteklemiştir ve bu nedenle sol görüşlüler tarafından eleştirilmiştir. Ayrıca sol görüşlüler, Steinbeck’in sendikacılık fikrini kötü tanıttığı söyleyerek de kendisini eleştirmişlerdir.

[9] Burada Jack London ile John Steinbeck arasındaki paralellik dikkat çekicidir.

[10] John Steinbeck gibi 183 santimetre boyunda, sağlıklı ve güçlü bir insanın bile tarlada bütün bir gün boyunca çalışmasına rağmen karnını düzgün bir biçimde doyuracak kadar kazanamaması durumunda, pek çok hastalıklı ve zayıf insanın o dönemde kim bilir ne durumda kaldıkları az da olsa tahmin edilebilir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir