Doğumundan Ölümüne Herakles’in Mitleri

Herakles’in Doğumu

Miken Kralı Elektryon’un kızı Alkmene, kuzeni olan Tirins Kralı Amfitrion ile evlenir. Ancak Alkmene, düşmanları tarafından öldürülmüş olan sekiz kardeşinin intikamı alınmadan kocası Amfitrion ile cinsel ilişkiye girmeyi reddetmektedir. Bu nedenle Amfitrion, eşi Alkmene’nin sekiz kardeşinin intikamını almak amacıyla sefere çıkar ve bu seferde muzaffer olarak Alkmene’nin kardeşlerinin katillerini öldürür. Amfitrion, artık Alkmene’ye kardeşlerinin intikamını nasıl aldığını anlatıp kendisiyle cinsel birlikteliğin tadını çıkaracaktır.

Alkmene ile birlikteliğinin arasında artık bir engel kalmamış olan Amfitrion, mutlu bir şekilde seferden dönmektedir. Ancak, dünyalar güzeli Alkmene ile birlikte olmayı arzulayan birisi daha vardır. Bu kişi, Zeus’tan başkası değildir. Amfitrion’un Alkmene’yi yalnız bırakarak sefere çıkmasıyla Zeus, bir süredir kolladığı fırsatı sonunda yakalamış olur. Zeus, Güneş Tanrısı Helios’a sönmesini, Uyku Tanrısı Hipnos’a ise Alkmene dışındaki herkesi uyutmasını emreder. Emirlerinin uygulanması üzerine Zeus, sıradan bir ölümlü olan Amfitrion’un kılığına bürünerek Alkmene’nin yanına, âdeta seferden dönmüş gibi gider. Kendisine kardeşlerini katledenleri nasıl öldürdüğünü anlatarak Alkmene’yi baştan çıkarır ve onunla, fiilen üç gece boyunca süren bir gece boyunca birlikte olur. Birliktelik sonrasında artık gün doğarken Zeus, Alkmene’nin yanından uzaklaşarak ortadan kaybolur.

Güneş doğduğunda bu kez Amfitrion’un kendisi seferden dönerek Alkmene’nin yanına gelir. Kendisi, uzun zamandır beklediği ödülünü almak için can atmaktadır. Ancak Amfitrion, Alkmene’nin kardeşlerinin intikamının nasıl alındığını anlatırken, bunu zaten dinlemiş olan Alkmene’nin gözlerinde istediği heyecanı göremez. Alkmene ise Amfitrion’un aynı başarıları bir kez daha neden anlattığına anlam verememektedir. Ayrıca yorgun düşmüş olan kadın, Amfitrion’a bu enerjinin tekrar nereden geldiğini de anlayamamaktadır. Şehvet arzusuyla yanıp tutuşan Amfitrion’un aksine Alkmene, cinsel ilişkiye girmek için de pek gönüllü değildir.

Alkmene’nin bu hâl ve tavırlarına bir anlam veremeyen Amfitrion, olanları anlamlandırabilmek için büyük kâhin Teiresias’ın yanına giderek ona olanları anlatır. Teiresias, Amfitrion’a aldatıldığını ve karısının kendisini Zeus ile aldattığını söyler. Olanları duyunca çılgına dönen Amfitrion, Alkmene’nin canlı yakılması için hemen emir verir. Ancak Zeus, Alkmene’nin yakılacağı esnada yağmur yağdırarak Alkmene’yi alevlerden korur. Bu mucizeye tanık olan Amfitrion, tanrısal öfkeyi üzerine çekmemek için, Alkmene’yi öldürtmeyi veya Alkmene’nin doğacak çocuğuna dokunmayı bir daha denemeyecektir.

Zeus ile birlikteliğinin üzerinden birkaç ay geçtikten sonra Alkmene’nin karnı artık burnundadır. Zeus, doğacak olan çocuğu dört gözle beklemektedir. Sonuçta Alkmene, Medusa’yı öldürmeyi başarmış olan Perseus’un torunudur. Zeus, kendi kanıyla Perseus’un kanına sahip olacak bu çocuğun kendisine layık bir güce sahip olacağını bilmektedir. Ancak Zeus’u, eşi Hera tedirgin etmektedir. Zeus bilmektedir ki intikamcı ve kıskanç Hera, çocuğun Zeus’a ait olduğunu öğrendiğinde bir şekilde kendisinden öcünü alacaktır. Bu nedenle Zeus, Hera’nın öfkesini yatıştırabilmek için doğacak olan çocuğa “Hera’nın görkemi” anlamına gelen “Herakles” adını verir.[1]

Ancak Hera, beklenenin aksine, çocuğun Zeus’tan olduğunu öğrenince oldukça sakin kalır. Zeus’tan yalnızca “Perseus’un kanını taşıyanlar arasından ilk doğacak bebeğin kral olacağının” sözünü kendisine vermesini ister. Zeus da kaygılarından arınmış bir biçimde Hera’ya bu sözü hemen verir. Hera, Zeus’un sözü üzerine aceleyle Alkmene’nin hamile olan kuzeninin yanına gider ve kendisinin prematüre doğum yapmasını sağlar. Böylece Herakles’in kuzeni Eurystheus, Herakles’ten önce doğarak kral olma hakkını elde eder. Bunun üzerine Zeus, oyuna geldiğini anlayarak öfkesinden ne kadar çıldırsa da yapabileceği bir şey artık yoktur.

Gücü dillere destan olacak, Zeus’un sevgili oğlu Herakles de kuzeni Eurystheus’un doğumundan kısa bir süre sonra dünyaya gelir. Ancak bu güçlü bebeğin hayatını, adını taşıdığı Hera’nın intikam hamleleri şekillendirecektir.

Herakles’in Gençlik ve Yetişkinlik Yılları

Hera, Herakles’in kral olmasını engellemiştir ancak intikamını henüz tamamen almamıştır. Herakles’i öldürmekte kararlı olan tanrıça, doğumdan hemen sonra Herakles’i öldürmek için girişimlerine başlar. Herakles’in doğumundan sonra bebeğin odasına iki yılan gönderen Hera, böylece Herakles’ten artık tamamen kurtulduğunu düşünür. Ancak, uykusunda olan bebek Herakles, yılanların tıslamasını duyar duymaz uyanarak yılanları çıplak elleriyle yakalar ve onları boğarak öldürür. Bu da Hera’nın ilk ciddi girişiminin suya düşmesine neden olur. Hera, Herakles’i yok etmek için artık bu türden basit yöntemlere başvurmayacaktır.

Pompeo Batoni – Beşiğinde Yılanları Boğan Bebek Herkül (1743)

Alkmene ile Amfitrion, bebeğin gerçek babasının kim olduğunu öğrendikten sonra onu yetiştirmeyi kabul etmişlerdir. Herakles, zaman geçtikçe uzun boylu ve çok güçlü bir genç olur. Öyle ki yeryüzünde artık ondan daha güçlüsü yoktur. Bu durum Zeus’u da oldukça mutlu etmektedir. Ancak Herakles, çabuk sinirlenen bir karaktere sahiptir. Güçlü bedeniyle tehlikeli bir ikili oluşturan bu karakter, Alkmene ile Amfitrion’u rahatsız etmektedir.

Bir gün müzik öğretmeni Herakles’i saygısızlığından dolayı cezalandırmak istediğinde Herakles, sinirlenerek lirini öğretmenine vurur ve zavallı öğretmen hayatını kaybeder. Bunun üzerine Amfitrion, güçlü Herakles’in kendilerine de zarar verebileceğini düşünerek kaygılanır ve Herakles’i hayvan sürülerine çobanlık yapması için taşraya gönderir.

Taşrada Herakles çobanlık yaparken kendisine kuru bir ağaçtan gürz yontar. Bu gürz kendisinin en sevdiği silahı olacaktır. Bu gürze ek olarak Herakles’e bir gün (çobanların koruyucusu da olan) Apollon, ok dolu bir sadak ile yay hediye eder.

Herakles, artık yetişkin bir erkek olduğunda Amfitrion’un sürülerini terk eder ve yeryüzünü keşfe çıkar. Bir süre sonra da İstefe Kralı Kreon’un kızı Megara’ya âşık olur. Âşık olduğu kadının ilgisini çekebilmek için İstefe’yi haydutlardan temizler ve Kreon’un otoritesini şehirde tekrardan hâkim kılar. Böylece kralın takdirini kazanmayı ve Megara’nın ilgisini çekmeyi başarır. Sonunda da kendisiyle evlenir. Birlikte toplamda sekiz çocukları olur.[2] Böylece sevdiği kadınla evlenerek baba olan Herakles, artık yeryüzünün en mutlu insanıdır. Kendisi ayrıca İstefe’nin de müstakbel kralıdır.

Ancak, Herakles’ten nefret eden Hera, onun mutlu bir hayat yaşamasını istememektedir. Bu nedenle Herakles’ten intikamını almak için tekrardan saldırıya geçer. Herakles’e etrafındaki kişileri unutturarak korkunç halüsinasyonlar gösterir. Herakles, öz çocuklarını korkunç yaban hayvanları olarak görür ve onlara saldırır. Hepsini katleder.[3] Kendisine geldiğinde yaptıklarını anlayan Herakles mahvolur. Artık mutluluğunun kaynağını ve yaşama tutunma nedenini kaybetmiştir. Bu şekilde yaşaması mümkün değildir. Yaptığının bedelini bir şekilde ödemek istemektedir. Bu nedenle Delfi’de bulunan tapınağa doğru yola çıkar.

Bugün Lizbon Arkeoloji Müzesi’nde bulunan “Çıldırmış Herkül” mozaiği (tahmini 3. veya 4. yüzyıl). Mozaikte Megara, çocuklarını katleden Herkül’e üzüntüyle bakmaktadır

Herakles’in On İki Görevi

Tapınağa vardığında tapınağın kâhini Herakles’e kendisinin işlenebilecek suçlardan en kötüsünü işlediğini ve artık “Zeus’un oğlu”, hatta bir “erkek” olarak bile anılmayı hak etmediğini söyler. Kâhine göre Herakles’i işlediği bu günahlardan yalnızca bir kişi arındırabilir. Bu kişi, Herakles’ten kısa bir süre önce doğan ve Zeus’un verdiği söz üzerine kral olan, Herakles’in kuzeni Eurystheus’tan başkası değildir. Kâhin, Herakles’e “Eurystheus’un kendisine vereceği tüm emirlere itaat etmesini” söyler. Herakles, ancak ve ancak böyle yaparsa selamete çıkacaktır.

Zorbalığıyla tanınan Eurystheus’un hizmetine girmeyi Herakles gönülsüzce de olsa kabul eder ve kuzeninin yanına gider. Eurystheus, güçlü Herakles’in bir hizmetçi olarak ayaklarına geldiğini görünce çok mutlu olur. Herakles’e aşağılayarak bakar ve “vereceği on iki görevi tamamlaması koşuluyla Herakles’in günahlarının bağışlanacağını” söyler.[4]

Herakles’in ilk görevi Nemea Aslanı’nı öldürmektir. Dev gibi ve oldukça güçlü olan bu aslanın derisi, âdeta kaplumbağa kabuğu gibi sert ve dayanıklıdır. Öyle ki Herakles, Apollon’dan almış olduğu okları ve yayı kullandığında bile bu aslanın derisini delmeyi başaramaz. Bunun üzerine Herakles, aslan ile çıplak elleriyle dövüşmeye karar verir. Bir süre hayvanla boğuştuktan sonra aslanın boynunu sıkarak onu öldürür. Nemea Aslanı’nı öldüren Herakles aslanın sert derisinden ve kafasından kendisine oldukça dayanıklı bir zırh ve miğfer yapar. Bundan sonraki görevlerinde bu zırhı ile miğferini kullanacaktır.

P. Paul Rubens (1577-1640) – Herakles ve Nemea Aslanı

Herakles’in ikinci görevi Hidra’yı öldürmektir. Hidra, toplamda dokuz kafası olan dev gibi bir yılandır. Herakles, bu yılana kılıcıyla saldırır. Ancak, Hidra’nın bir kafasını koparttığında kopan kafanın yerine iki yenisinin çıktığını görür. Bu nedenle Herakles, bu şekilde dövüşerek Hidra’yı yenemeyeceğini anlar. Buna rağmen aklına bir çözüm gelmemektedir. Bu sırada Athena, kendisine Hidra’nın kafalarını bir meşale yardımıyla yakmasını söyler. Herakles, Athena’nın dediğini yaparak Hidra’nın bir kafasını yakar ve yakılan kafanın yerine yenisinin çıkmadığını görür. Bu nedenle Herakles, Hidra’nın sekiz kafasını meşaleyle yakar. Hidra’nın son bir kafası kaldığında da elindeki kılıcıyla bu kafayı kopartıp Hidra’yı ateşe verir. Daha sonra ise oklarının ucunu, Hidra’nın siyah zehrine batırıp kendisine zehirli oklar yapar ve bu okları sadağına koyar.

Seramik kap üzerinde bulunan Hidra’yı öldüren Herakles tasviri (tahmini M.Ö. 530-500)

Herakles’in üçüncü görevi Erymanthian Yaban Domuzu’nu yakalayarak Eurystheus’un huzuruna götürmektir. Dev boyutlarda olan bu saldırgan yaban domuzu, yaşadığı bölgedeki tarlalara ve halka zarar vermektedir. Herakles, yaban domuzunun izini sürerek domuzu bulduktan sonra bir süre hayvanı kovalar ancak yakalamayı başaramaz. En sonunda, kazdığı bir tuzağa hayvanı düşürerek hayvanı ele geçirir. Daha sonra bu dev hayvanı Eurystheus’un huzuruna götürür. Eurystheus, dev gibi yaban domuzunu huzurunda görünce o kadar korkar ki bir küpün içerisine saklanır.

Seramik kap üzerinde Herakles, Eurystheus’a yaban domuzunu sunarken tasvir edilmiştir. Tasvirde, yaban domuzundan korkan Eurystheus bir küpün içine saklanmıştır (tahmini M.Ö. 540-520)

Herakles’in dördüncü görevi altın boynuzlu Keryneia Geyiği’ni yakalayarak Eurystheus’un huzuruna götürmektir. Bu geyik o kadar hızlıdır ki kimse onun hızına yetişememektedir. Herakles, bu geyiğin izini tam bir yıl boyunca sürdükten sonra hayvanı, bir file yardımıyla yakalamayı başarır. Geyiği Eurystheus’a götürürken geyiğin asıl sahibi olan Artemis, Herakles’in yolunu keserek hayvanı ona vermesini söyler. Herakles, durumu anlatarak sorumluluğu Eurystheus’un üzerine attıktan sonra Artemis, hayvana zarar verilmemesi koşuluyla Herakles’e izin verir ve kendisini serbest bırakır.

Seramik kap üzerinde Herakles, Keryneia Geyiği’ni yakalayıp sol boynuzunu kırarken tasvir edilmiştir. Herakles’in yanında Athena ile Artemis bulunmaktadır (tahmini M.Ö. 540-530)

Herakles’in beşinci görevi, Stymphalian Kuşları’nı öldürmektir. Arkadya’da bir gölde yaşayan bu korkunç kuşların kafaları, gagaları ve kanatları bronzdandır. Kanatlarını ok gibi kullanan bu kuşlar, insanları avlayarak yemektedir. Herakles, bu kuşları nasıl alt edeceğini düşünürken Athena, bir kez daha Herakles’in yardımına yetişir. Kendisine bir çift bronz zil verir. Herakles, bu zilleri birbirine vurup ses çıkardığında kuşlar bu sese dayanamayıp kaçarlar. Herakles de kendisinden uzaklaşan bu hayvanları okları yardımıyla tek tek vurarak öldürür.

Herakles ve Stymphalian Kuşları (tahmini M.Ö. 560-530)

Herakles’in altıncı görevi Girit Boğası’nı Eurystheus’a götürmektir. Girit Kralı Minos, Deniz Tanrısı Poseidon’a sudan kendisine ne çıkartırsa onu, Poseidon adına kurban edeceğine söz verir. Bunun üzerine Poseidon, dalgalardan çok güzel ve heybetli bir boğa çıkartır. Boğanın güzelliği karşısında verdiği sözü tutmaktan vazgeçen Kral Minos, boğayı kendi sürülerine katarak saklar. Ancak Poseidon, yaşadığı bu ihanet karşısında öfkelenir ve boğayı etrafına saldırtır. Burnundan alevler çıkaran bu dev boğa tarlaları ve ekinleri yakmaya, etrafındaki insanları öldürmeye başlar. Herakles, Girit’e giderek boğayı boynuzlarından yakalar ve boğanın diz çökmesini sağlar. Daha sonra da bir file yardımıyla boğayı taşıyarak Eurystheus’a götürür.

Atina’da bulunmuş olan ve Herakles ile Girit Boğası’nı tasvir eden içki kabı (tahmini M.Ö. 500-475)

Herakles’in yedinci görevi Diomedes’in Kısrakları’nı Eurystheus’a götürmektir. Ares’in zalim oğlu Diomedes’in ateş kusan dört kısrağı bulunmaktadır. Diomedes, fırtınalı zamanlarda ülkesinin kıyılarına çıkmak zorunda kalan yabancıları bu kısrakların önüne atarak onları kısraklarına yem etmektedir. Herakles, Trakya’ya giderek Diomedes’i yakalar ve kendi kısraklarının önüne atar. Diomedes, kendi kısrakları tarafından parçalanarak yenir. Diomedes’in etini yiyen kısraklar doyup sakinleşir ve Herakles de bu sakinleşmiş kısrakları yakalayarak Eurystheus’a götürür.

Jean Baptiste Marie Pierre – Herakles Tarafından Kısraklarının Önüne Atılan Trakya Kralı Diomedes (1752)

Herakles’in sekizinci görevi Eurystheus’un kızı Admete’nin sahip olmak için can attığı Amazonlar Kraliçesi Hippolyte’nin kemerini ele geçirmektir. Yalnızca kadınlardan oluşan Amazonlar, Karadeniz kıyısında yaşamaktadırlar. Erkeklerle yalnızca doğuracakları kız çocukları için birlikte olan Amazonlar, doğan erkek çocuklarını ise hadım ederler. Kız çocuklarının bir göğsünü, kılıç ve yay kullanımını kolaylaştırmak için keserler. Herakles, bu tehlikeli görev için gönüllü olan askerleri toplayarak Karadeniz’e doğru gemilerle yola çıkar. Hippolyte, Herakles’i çok iyi karşılar. Kendisinden hoşlanır ve aşkından ötürü kemerini Herakles’e kendi elleriyle vermek ister. Ancak bu sırada Hera, Amazon kılığına girerek Herakles’in Hippolyte’yi kaçırmak için geldiği yalanını Amazonlar nezdinde yayar. Bunun üzerine, kraliçelerini vermek istemeyen Amazonlar ile Herakles’in adamları arasında büyük bir savaş patlak verir. Bu savaş esnasında Herakles, Hippolyte’yi öldürür ve kemerini alarak Admete’ye teslim eder.

Seramik kap üzerinde Amazonlar ile Herakles’in savaşı tasvir edilmiştir (tahmini M.Ö. 510-500)

Herakles’in dokuzuncu görevi Augias’ın ahırlarını temizlemektir. Mora Yarımadası’nda yaşayan zengin ancak tembel Kral Augias’ın sayıları toplamda üç bini geçen beyaz boğalarının kaldığı ahırlar otuz yıldır temizlenmemektedir. Bu nedenle de ahırlar felaket derecede pistir. Herakles’in görevi, bu pis ahırları yalnızca bir gün içerisinde temizlemektir. Herakles, bu görevi zamanında tamamlayabilmek için ahırların duvarlarında gedikler açar. Daha sonra yakınlardaki Alfeios Nehri’nin akış yönünü değiştirerek nehrin sularını ahırlara doğru yöneltir. Böylece nehir suları ahırları temizler ve Herakles de görevini tamamlamış olur.

Kral Augias’ın ahırlarını temizleyen Herkül (1808)

Herakles’in onuncu görevi Geryoneus’un kırmızı sığırlarını Eurystheus’a götürmektir. Geryoneus, Bugünkü İspanya’da, Endülüs’te bulunan Tartessos’un kralıdır. Kendisi devdir ve vücudu toplamda üç gövdeden oluşmaktadır. Güzeller güzeli kırmızı sığır sürüsünün başında ise çoban Eurytion ve iki kafalı korkunç köpek Orthos bulunmaktadır. Herakles, görevini gerçekleştirebilmek için batıya doğru yönelir. Kuzey Afrika kıyılarını takip ederek Cebelitarık Boğazı’na ulaşır. Buraya ulaştığını göstermek için boğazın iki ucuna birer sütun yerleştirir.[5] Sığır sürüsünün yanına geldiğinde Herakles, sessizce etrafa göz atar. Ancak sessizliğine rağmen Orthos, Herakles’in varlığını fark ederek havlamaya başlar. Bunun üzerine Herakles, gürzüyle köpeği bayıltır. Eurytion ise hemen koşarak hayvanın yardımına gelmiştir ancak Herakles, bir gürz darbesiyle Eurytion’u da bayıltır. Daha sonra Herakles, sürüsünü korumak için gelen Kral Geryoneus’un üç gövdesini de tek bir okla delerek kendisini öldürür. Ardından da sürüyü Eurystheus’a götürür.

Seramik kap üzerinde Herakles ile Geryoneus’un karşılaşması tasvir edilmiştir. Yerde Orthos, ölü bir biçimde yatmaktadır (tahmini M.Ö. 6. yüzyıl)

Herakles’in on birinci görevi Hesperidler’in bahçesinden altın elmalar alarak bunları Eurystheus’a götürmektir. Atlas’ın çocukları olan Hesperidler’in yaşadığı bahçedeki ağaçlar altın meyveler vermektedir. Ancak söz konusu bahçenin nerede olduğu bilinmemektedir. Herakles, bahçenin nerede olduğunu Nereus’a sorar. Nereus, Herakles’i korkutup kaçırmak için aslana, yılana ve aleve dönüşür. Ancak Herakles’i korkutup kaçırmayı başaramaz ve sonunda Herakles’e bahçenin nerede olduğunu söyler. Bahçeyi bulabilmek için Herakles batıya doğru hareket eder ve sonunda bahçeye ulaşır. Orada gövdesi ve elleriyle yeryüzünü tutmakta olan Atlas’ı gören Herakles, altın elmaları ele geçirmenin yolunu ona sorar. Atlas, Herakles’in yerine altın elmaları bahçeden alabileceğini söyler ancak bunun için iki koşul öne sürer. Öncelikle Herakles, bahçeyi koruyan Ladon adlı yüz kafalı ejderhayı öldürmelidir. Daha sonra Atlas, altın elmaları almaya gittiğinde yeryüzünü Herakles, Atlas’ın sırtından alarak taşımalıdır.

Herakles bu koşulları kabul eder. Ladon’u tek bir hamlede öldürür ve Atlas altın elmaları toplamaya gittiğinde yeryüzünü sırtlanır. Atlas geri geldiğinde Herakles’e, elmaları Eurystheus’a kendi elleriyle götürmek istediğini söyler. Bu durum Herakles’i rahatsız eder. Ancak bu rahatsızlığını Atlas’a belli etmez. Atlas’tan kısa bir süreliğine, sırtına bir minder alıncaya kadar, yeryüzünü yüklenmesini talep eder. Atlas, Herakles’in talebi üzerine yeryüzünü tekrar sırtlanınca da Herakles, elmaları alıp kaçar ve elmaları Eurystheus’a kendi elleriyle verir.

Antonio Tempesta ve Nicolo Van Aelst – Herakles ile Ladon Karşılaşması (1608)
Heinrich Aldegrever – Herkül ve Atlas (1550)

Herakles’in on ikinci ve son görevi yer altına gidip cehennemin bekçi köpeği Kerberos’u Eurystheus’a götürmektir. Yer altının ve cehennemin kralı olan Hades’in emrinde olan bu devasa köpek üç kafalıdır ve kuyruğu bir ejderha kuyruğudur. Çıkarttığı korkunç ses bile tek başına herkesi korkutmaya yetmektedir. Yalnızca sesinden dolayı bile bu köpeğin yanına kimse yaklaşamamaktadır.

Herakles’e yer altına olan yolculuğunda Hermes ve Athena rehberlik ederler. Sonunda lavları ve Stiks adı verilen cehennem nehrini aşan Herakles, Hades’in tahtının ayaklarına ulaşmayı başarır. Görevini Hades’e açıklar ve Hades, Herakles’in köpeği hiçbir silah kullanmadan, çıplak elleriyle, itaat ettirmeyi başarabilirse alıp götürebileceğini ve karanlık yer altından aydınlığa çıkarabileceğini söyler.

Herakles, Hades’in dediği gibi hiçbir silah kullanmadan Kerberos’un yanına gider. Hayvanı üç kafasının çıktığı boyunların birleşim noktasından tutarak boğar. Her ne kadar Kerberos tarafından ısırılsa da buna aldırış etmez. Kerberos, sonunda o kadar nefessiz kalır ki Herakles’e itaat etmekten başka çaresinin kalmadığını anlar. Bunun üzerine Herakles, hayvanı bağlayarak yer altından çıkarır ve Eurystheus’a götürür. Eurystheus, dev boyutlardaki vahşi köpeği görünce o kadar korkar ki hayvana bakmaya bile dayanamaz. Herakles’e, Kerberos’u Hades’e derhâl geri götürmesini emreder.

Heinrich Aldegrever – Herkül ve Kerberos (1550)

Herakles’in Ölümü

On iki görevini başarıyla yerine getirmiş olan Herakles, ailesini katlettiği için artık affedilmiştir ve günahlarından arındırılmıştır. Artık ömrünün geri kalan yıllarını huzurla yaşama zamanı gelmiştir.

Ömrünün kalan yıllarını geçirmek için Herakles, Deianeira ile evlenir. Çift, bir gün sığ bir nehirden geçmek isterken nehir bir anda kabarır ve yollarını tıkar. Her ne kadar iyi bir yüzücü olsa da Herakles artık yaşlanmıştır ve Deianeira’yı sırtında taşıyarak nehri geçmesi mümkün değildir. Çift, nehri nasıl geçeceğini düşünürken Nessos adından bir kentaur[6] yanlarında belirir. Deianeira’yı nehrin karşısına kadar sırtında taşıyabileceğini söyler. Böylece Herakles de tek başına nehrin karşısına geçebilecektir. Makul görünen bu teklifi Herakles kabul eder.

Nessos, Deianeira’yı sırtına alıp hızlıca karşıya geçer ve gözden kaybolur. Herakles de Nessos’un ardından karşıya geçer. Nehrin karşı kıyısına geçer geçmez Herakles, Deianeira’nın yardım çığlıklarını işitir. Nessos, genç kadına tecavüz etmeye çalışmaktadır. Herakles hemen Deianeira’nın yardımına koşarak Nessos’a bir ok atar. Zehirli ok hedefini vurur. Kan kaybetmekte olan Nessos, zehrin de etkisiyle öleceğini anlar. Bu nedenle kentaur, üzerindeki kıyafeti çıkarıp Deianeira’ya verir. Bu kıyafeti kentaurun kanına batırmasını ve daha sonra kocasına hediye etmesini söyler. Eğer böyle yaparsa, Herakles’in Deianeira’ya olan aşkının sonsuza dek süreceğini belirtir. Bunu duyan Deianeira, kocasının aşkını kaybetmemek için kentaurun kendisine söylediğini yapar. Nessos’un kıyafetini kentaurun kanına batırıp Herakles’e hediye eder. Bu zehirli kıyafeti giyen Herakles, derisinde önce küçük batmalar hisseder. Daha sonra bu batmalar dayanılmaz bir kaşıntıya, kaşıntılar da kısa bir sürede dayanılmaz bir yanma hissine dönüşür. Bu yanmaya dayanamayan Herakles, kıyafeti üzerinden yırtarak atmaya çalışır, ancak kıyafeti üzerinden çektiğinde derisi de kıyafetle birlikte gelir. O an Herakles, Deianeira’nın kentaurun tuzağına alet olduğunu anlar. Ancak artık çok geçtir.

Gaspare Diziani (1689-1767) – Deianeira’nın Tecavüzü
Francisco de Zurbarán – Herkül’ün Ölümü (1634)

Zeus, olanları izlerken müdahale etmek, oğlunu kurtarmak istemektedir. Ancak Hera, Zeus’a Herakles’in kaderinin bu olduğunu hatırlatarak Zeus’un müdahalesini engeller. Bunun üzerine Zeus, Herakles’in ölmesini bekler. Herakles son nefesini verir vermez de Herakles’e yıldırımla vurur. Bu yıldırım, inanılmaz bir patlama sesi çıkartır ve etrafa kör edici bir aydınlık yayar. Hemen ardından Herakles’in etrafında bir toz bulutu oluşur ve Zeus’un oğlu, Olimpos’a, tanrıların yanına yükselir. Herakles, artık ölümsüzdür.


[1] Yunan mitolojisindeki Herakles’in Roma mitolojisindeki karşılığı Herkül’dür. Bu iki isim, mitlerinin aynı olmasından dolayı, çoğu zaman birbiri yerine kullanılabilmektedir.

[2] Bazı kaynaklara göre Megara ile Herakles’in toplamda üç çocuğu olmuştur.

[3] Bazı kaynaklara göre Herakles, bu esnada eşi Megara’yı da katletmiştir. Ancak bazı kaynaklarda Megara’ya ne olduğundan bahsedilmemektedir.

[4] Görevlerin sıralaması kaynaktan kaynağa farklılık gösterebilmektedir.

[5] Bugün söz konusu sütunlara “Herakles/Herkül Sütunları” denmektedir.

[6] Mitolojide insan göğsüne, kollarına ve başına; at sırtına ve ayaklarına sahip olan yaratık.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.