Kodokuşi: Japonya’nın Yalnız Başına Ölen İnsanları

Japoncada “yalnızlık” anlamına gelen “kodoku (孤独)” ve “ölüm” anlamına gelen “şi (死)” kelimelerinin birleşiminden oluşan “kodokuşi (孤独死)” yani “yalnız ölüm” terimi, Japonya’da yalnız yaşadıkları evlerinde vefat eden insanların ölüm biçimini anlatmak amacıyla kullanılmaktadır. Japonya’da evlerinde yalnız başlarına ölen insanların sayısı günümüzde o kadar artmıştır ki bu ölüm biçimi günümüzde Japonya’da ciddi bir sosyal sorun hâline gelmiştir.

Sayısal açıdan incelendiğinde, kodokuşi sorununun vahameti daha net bir biçimde anlaşılmaktadır. Öyle ki 2019’da yayımlanmış olan bir yazıda, bir yıllık süre içerisinde toplamda 28 bin kişinin kodokuşi kurbanı olduğu belirtilmiştir. Bu da günde yaklaşık 76, saat başı ise yaklaşık 3 yalnız başına ölen kişi anlamına gelmektedir. Bu kişilerin ölümünden, ancak hayatını kaybetmiş olan kişinin cesedi çürüme aşamasındayken yayılan kokular vasıtasıyla haberdar olunmaktadır.

Kodokuşi sorununun ciddileşmesi temelde Japonya’da aile bağlarının gittikçe zayıflamasından, Japon nüfusunun gittikçe yaşlanmasından ve Japonların aile kurmaya gittikçe daha az meyilli olmalarından kaynaklanmaktadır.

Yaklaşık 127 milyon toplam nüfusa sahip Japonya, 2018 yılı verilerine göre, ortalama 47,7 yaş[1] ile Monaco’dan sonra dünyanın en yaşlı ikinci ülkesidir. Yine Japonya’da 65 yaş üzeri nüfus, tüm nüfusun %27,7’sini oluşturmaktadır. Ayrıca Japonya’da, tüm dünyada olduğu gibi, ortalama yaşam süresi gittikçe artmaktadır. Bu da sonuç olarak yaşlı nüfusun tüm nüfustaki payının sürekli olarak artmasına neden olmaktadır. Böylece aktif nüfus, sayısı gittikçe artan bir emekli nüfusu desteklemek zorunda kalmaktadır.

Bir emekliyi destekleyebilmek için çalışması gereken aktif işçi sayısı, Japonya’da yıldan yıla düşmüştür ve düşmeye devam etmektedir. 2005 yılında bir emekliyi yaklaşık 3,3 aktif işçi desteklemekteyken 2015 yılında bu sayı 2,3’e düşmüştür. Bu sayının, Japonya’da ciddi bir demografik değişim yaşanmadığı sürece, 2065 yılında 1,3’e düşeceği tahmin edilmektedir. Bu da Japonya’da aktif nüfusun emekli nüfusu desteklemek için çok uzun yıllar boyunca çalışmaya devam edeceği anlamına gelmektedir. Belki de emekliliği görme ihtimali bile bulunmayan ve iş bulabilmek amacıyla büyük şehirlere yerleşmek zorunda kalan bu aktif nüfusun, stresli iş ortamından ve hayat mücadelesinden zaman bularak ailesine zaman ayırması da gittikçe zorlaşmaktadır. Böylece aile bağları zayıflamaktadır. Japonya’da insanların sorun yaşadıklarında, kültürel olarak, komşularından çok ailelerine başvurmaları da ailesi ile bağları zayıflamış (hatta kopmuş) olan insanların yalnız kalmasına neden olmaktadır.

Japonya’da tek kişilik hanelerin tüm haneler içerisindeki oranı da yıldan yıla artış göstermiştir ve göstermeye devam etmektedir. Tek kişiden oluşan hanelerin tüm haneler içerisindeki payı 1980 yılında %6,1 iken bu oran 2000 yılında %10,2’ye, 2015 yılında ise %14,5’e yükselmiştir. Bu oranın, Japonya’da 2035 yılında %16,5’e çıkacağı tahmin edilmektedir.

Aynı eğilim, 50 yaşına kadar hiç evlenmemiş olan erkeklerin tüm nüfus içerisindeki oranında da gözlemlenmektedir. Japonya’da 50 yaşına gelmiş olmasına rağmen hayatında hiç evlenmemiş olan erkeklerin toplam nüfustaki oranı 1985 yılında %1 ile %3 arasındayken bu oran 2015 yılında %23’e çıkmıştır. 2030 yılında bu oranın %28’e çıkacağı tahmin edilmektedir.

Bu nedenlerden dolayı Japonya’da kodokuşi sorununa çözüm bulunamadığı sürece bu meselenin ilerleyen dönemlerde daha da kötü bir hâl alacağı şimdiden anlaşılmaktadır. Japonya’nın bu sorunu çözmeyi başarabileceği veya başaramayacağı ise ilerleyen dönemlerde görülecektir.


[1] “Ortalama yaş” kavramı “ortalama yaşam süresi” kavramı ile karıştırılmamalıdır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir