George Frederic Watts: “Minotor (The Minotaur)” (1885)

Mite göre Girit Kralı Minos’un gücü karşısında çaresiz kalan Atina, yok olmaktan kurtulabilmek ve biraz zaman kazanarak bu sırada güçlenebilmek amacıyla, Kral Minos’un isteği üzerine, her dokuz yılda bir yedi genç oğlanı ve yedi bakire kızı Girit’e göndermeyi kabul eder. Girit’e, umutsuzluğu temsil eden siyah yelkenli bir gemiyle gönderilen bu on dört genç, orada çok büyük bir alana yayılmış olan Daedalus Labirenti’ne bırakılırlar. Bu labirentin içi o kadar karmaşıktır ki oraya giren herhangi bir kişinin dışarı çıkabilmesi maalesef mümkün değildir. Ayrıca bu karmaşık labirent içerisinde yollarını kaybeden gençleri, labirentin (yarı boğa ve yarı insan olan) canavarı Minotor, avlamak için iştahla beklemektedir.

Söz konusu mit, İngiliz gazeteci William Thomas Stead tarafından bir yazı dizisinin ilk bölümünde, 1880’li yıllarda Londra’da yaşanmakta olan çocuk fuhuşu, uluslararası kız çocuğu ticareti ve fuhuş amaçlı köle ticareti gibi sorunların daha bilinir kılınmasını sağlamak ve bu yaşananları kınamak amacıyla kullanılmıştır. 6 Temmuz 1885 tarihinde Pall Mall Gazette’te “Modern Babil’de Kurban Edilen Bakireler (İngilizcede “Maiden Tribute of Modern Babylon”)” adıyla yayımlanmaya başlamış olan yazı dizisinin ilk bölümünde Stead, Londra şehrini Daedalus Labirenti’ne, Londra erkeklerinin yatıştırılması mümkün olmayan cinsel doymazlığını ise Minotor’un iştahına benzetmiştir. Stead, Londra’da yaşanmakta olan bu iğrençliği söz konusu yazı dizisinin ilk bölümünde “eğer insanların kız çocukları zenginlerin arzularını karşılamak amacıyla lezzetli lokmalar olarak kullanılacaklarsa, en azından bu çocuklara, yaptıkları fedakârlığın doğasını anlayabilecekleri yaşa ulaşmaları iznini verin” sözleriyle anlatmıştır.

Söz konusu yazı dizisi, İngiliz ressam George Frederic Watts’a, “Minotor (İngilizcede “The Minotaur”)” adlı tablosunu yapacak ilhamı vermiştir. Yazının ilk bölümü yayımlandıktan sonra George Frederic Watts tarafından hızlıca yapılmış olan bu tablo, Stead tarafından anlatılmış olan trajik gerçeği görsel bir biçimde sunarak ahlaki bir ders verme amacı gütmüştür. Tabloda Daedalus Labirenti’nin canavarı olan Minotor, yeni gelecek olan on dört gencin yolunu aç, azgın ve hayvani bir biçimde gözlemektedir. Minotor’un sol elinin altında bulunan ve canavarın umrunda bile olmayan, çoktan unuttuğu ölü serçe ise o dönemde Londra’da yaşanmış bulunan sapkınlığın kurbanı olan masumiyeti ve saflığı simgelemektedir.

İşte söz konusu tablo:

George Frederic Watts’ın 1885 yılında yapmış olduğu “Minotor (The Minotaur)” adlı tablosu. (Kaynak: wikimedia.org)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir