Citarum Nehri: Dünyanın En Kirli Nehri

Kaynağını Endonezya’nın Java Adası’nda bulunan Cisanti Gölü’nden (Situ Cisanti) alıp yaklaşık 300 kilometre boyunca ilerledikten sonra Endonezya’nın başkenti Jakarta’nın doğusundan Java Denizi’ne dökülen Citarum Nehri, günümüzde, dünyanın en kirli nehri olma unvanını elinde bulundurmaktadır.

Nehrin doğduğu nokta olan Cisanti Gölü’nden itibaren nehrin ilk kilometreleri her ne kadar kirli olmasa da Citarum’un yerleşim yerlerinden geçtiği noktalarda kirlilik kendini göstermektedir. Söz konusu kirlilik, yerleşim yerlerinde yaşayan vatandaşların nehri “çöp kutusu” olarak kullanmasından ve nehir boyunca konuşlanmış olan yaklaşık 500 tekstil fabrikasının, atıklarını bu nehre dökmesinden kaynaklanmaktadır.

Citarum Nehri’nde çöp miktarı son dönemlerde o kadar artmıştır ki bazı balıkçılar, artık nehirde plastik, cam v.b. atık maddelerden başka bir şey yakalayamadıklarından ve ellerine geçen bu atıkları satıp hayatlarını idame ettirdiklerinden dolayı kendilerini “balıkçı” yerine “çöp toplayıcısı” olarak adlandırmaktadırlar.

Ancak nehrin kirlenmesine neden olan asıl faktör, nehir etrafında bulunan yaklaşık 500 tekstil fabrikası tarafından nehre her gün yaklaşık 280 tonu salınan endüstriyel atıklardır. Citarum’un suyu, nehrin suyuna bağımlı olan yaklaşık 14 milyon Endonezyalı tarafından çeşitli alanlarda (balıkçılıkta, tarımda, içme ve yıkanma suyu olarak v.b.) kullanılmaktadır. Bu nedenle de atık kimyasallar, bu insanlar için felaket sonuçlar doğurmaktadır.

Fransız gazeteci Martin Boudot tarafından Citarum Nehri etrafındaki tekstil fabrikalarının atık sularından ve nehir çevresindeki pirinç tarlalarında yetişen pirinçlerden alınan örnekler, nehir suyunda ve bu suyla üretilen pirinçlerde normal değerlerin çok daha üzerinde krom, kurşun v.b. insan sağlığına zararlı kimyasal maddeler olduğunu göstermiştir. Zaten bu nedenle, bölgede yetişen çocuklarda pek çok sağlık sorununa rastlanmaktadır.

Citarum Nehri’nin tekstil fabrikaları tarafından kirletildiği bölgelerde büyüyen çocukların saçlarından alınan örneklerde 50’den fazla zararlı kimyasal madde tespit edilmiştir. Ayrıca, nehirden alınan örneklerde çok yüksek miktarlarda çıkan “nonilfenol” adlı endokrin sistem bozucu kimyasal maddenin[1], bu çocuklarda hormonal bozukluklara yol açtığı ve uzun vadede bu çocukların fiziksel ve zihinsel gelişimini olumsuz etkilediği söylenmektedir.

Citarum Nehri etrafında yaşayan çevre halkı da aslında bu atıkların sağlığa zararlı olduğunun farkındadır. Halk, bu atıkların Citarum’un suyunu ısıttığını, suyun rengini değiştirdiğini ve bu kirli suyun, insan vücudu ile temas durumunda, insan derisini kaşındırdığını söylemektedir.

Martin Boudot’ya göre nehrin kirlenmesine neden olan temel etken, hepimizin dolabında bulunan kıyafetlerdir. Citarum Nehri etrafındaki fabrikalarda üretilen kıyafetlerin çok büyük bir kısmının Avrupa’ya ve Amerika Birleşik Devletleri’ne ihraç edildiği düşünülürse, aslında bizim de tekstil ürünlerini gereksiz yere tükettiğimizde bu kirliliğe dolaylı olarak katkı sağladığımız söylenebilir.

Ancak Citarum’un geleceği, en azından nehrin şimdiki durumu göz önüne alındığında, parlak görünmektedir. 2018 yılında Endonezya Cumhurbaşkanı Joko Widodo, 2025 yılına kadar Citarum Nehri’nin suyunu tekrar “içilebilir” duruma getireceğini belirtmiştir. Her ne kadar bu kısa süre içerisinde bu sözün yerine getirilmesinin zor olduğu belirtilse de hükümetin bu sözünü yerine getirebilip getiremeyeceği zamanla kesinlik kazanacaktır.

Citarum Nehri’nin temizlenmesi için hükümetin ilk adımı atmasını sağlayan gerçek kahramanlar ise milyarlarca dolarlık tekstil endüstrisine rağmen bu endüstrinin neden olduğu çevre kirliliğini imkânsızlıklar içinde tüm dünyaya duyurmaya çalışmış ve bu amaçlarında sonunda başarıya ulaşmış olan Citarum’un yerel çevrecileridir.


[1]Endokrin sistem bozucu”, “iç salgı sistemini bozucu” anlamına gelmektedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir