1970-2014 Yılları Arasında Yabani Hayvan Nüfusu %60 Azaldı

Doğal Hayatı Koruma Vakfı’nın (World Wildlife Fund (WWF)) 2018 yılı Yaşayan Gezegen Raporu geçtiğimiz günlerde yayımlanmıştır. Toplamda 50’den fazla uzmanın araştırmalarına ve görüşlerine yer veren bu rapor, günümüz doğal yaşamı ile ilgili üzücü ve gelecek için endişelendirici bilgiler içermektedir. Aşağıda verilen bilgilerin tamamı bu raporda var olan bilgilerdir.

Dünya’nın, 4,5 milyar yıllık tarihinde ilk defa homo sapiens kadar baskın bir türün etkisi altına girdiği belirtilmektedir. Bu nedenle “İnsan Çağı (İngilizcede “Anthropocene”)” olarak adlandırılan bugün, maalesef pek de parlak bir geleceğe sahipmiş gibi görünmemektedir. Tüm gezegen üzerinde yabani hayvanların sayısı onlarca yıldır durmadan azalmaktadır. Verilen sayılara göre, insan faaliyetlerinden dolayı, geçtiğimiz 40 yıl içerisinde yeryüzündeki yabani hayvan[1] sayısında %60 oranında bir azalma yaşanmıştır.

M.S. 1500 yılından itibaren yok olan canlı türlerinin %75’i ya insanların aşırı kaynak kullanımından ya da insanların tarım faaliyetlerinden dolayı yok olmuşlardır. Söz konusu etkenlerin günümüzde hâlâ canlı türlerinin yok olmasında büyük rol oynadıkları doğrulanmaktadır. Ancak günümüzde, bu iki etkene ek olarak, (insan faaliyetlerinden dolayı) bazı türlerin başka türlerin yaşam alanlarını işgal etmelerinin, kirliliklerin (hava, deniz ve toprak), endüstriyel ilaç kullanımının, barajların, yangınların ve madencilik faaliyetlerinin de canlı türlerinin yok oluşunda etkili oldukları söylenmektedir. Ayrıca tüm yeryüzünde insan kaynaklı küresel iklim değişikliklerinin de ekosistemler üzerinde olumsuz etkilerinin olduğu belirtilmektedir.

Yaban hayatına geçtiğimiz her gün daha da fazla zarar veren aşırı kaynak kullanımı, aşırı tarım v.b. yukarıda belirtilen faaliyetlerin tetikleyici nedeni olarak insanlığın tüketim alışkanlığına işaret edilirken, son elli yıl içerisinde insanların ekolojik ayak izinin %190 oranında arttığının altı çizilmektedir.

Doğa, insanlar için basit bir dekor olmaktan çok uzaktır. Bu nedenle doğada meydana gelen olumsuz değişiklikler insanların hayatını da olumsuz etkilemektedir. Aslında insanlar, ürettikleri zenginliklerin tamamını doğa sayesinde elde etmektedirler ve doğa, bize hammadde sağlamanın yanı sıra bedava periyodik hizmetler de sağlamaktadır. Verilen bilgilere göre doğa, bize her yıl 125 trilyon dolar değerinde bedava hizmetler sunmaktadır. Eğer yeryüzündeki tüm devletlerin 2017 yılı gayrisafi yurt içi hasılaları toplamının yaklaşık 80 trilyon dolar olduğu düşünülürse, aslında doğanın bize ne kadar cömert davrandığı ve doğanın daha fazla zarar görmesi durumunda insanlığı ne kadar zor günlerin bekleyeceği daha kolay anlaşılabilir.

Son olarak, biyolojik çeşitliliğin yeryüzündeki yaşamın altyapısını oluşturduğu belirtilmektedir. Bu da demektir ki yeryüzündeki bütün sistemlerin (atmosfer, okyanuslar, ormanlar, v.b.) düzgün bir biçimde işleyebilmesini biyolojik çeşitlilik sağlamaktadır. Bu nedenle, insanlığın hayatta kalabilmesi ve daha da gelişebilmesi için bu çeşitlilik kesinlikle korunmalıdır. Bu çeşitliliğin korunabilmesi için ise devletler ve halklar, bazı konularda aşırı hırslı olmayı bırakmalıdırlar ve bazı alışkanlıklarını kesinlikle değiştirmelidirler.

 

[1] Söz konusu azalma evcil hayvanların sayısında görülmemektedir. Tam aksine evcil hayvanların sayısında artış yaşandığı belirtilmektedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir